2 kişi kendisini tutuyor, 4 arkadaşı var.
üyesi olduğu bir topluluk yok
hastasın sen... çoookk hastaa ....istemediğğin şeyin nasıl hastası olursun ki ?
İçimde yaşattığım canavarlardan bir tanesiydi AŞK sadece. Yıllarca uğraşmıştım kesmeye, onu besleyen can damarlarımı. Ben kestikçe o kendine başka bir yol bulmuş tüm kanımla sinsice beslenmiş ve tüm yaşam enerjimi için için tüketmiş beni bu hale getirmişti. Ama artık o da yorulmuştu beslenmeye çalışmaktan ölmeye yakın bedenimde. Kalbim her atışında her bir damla kanı bedenime pompalayışında o kendi için kullanmış ve bedenime hiçbir güç bırakmayana kadar beni kullanmıştı. Bu kadar güçsüz düşmüşken bedenim sadece ruhumun bana verdiği güçle ayakta durmuş sadece mutlu olmaya çalışmış ve yaşamıştım. Artık cansızdı içimdeki canavar AŞK. Belki sadece ruhumu da çalamadığı ve bedenimi tükettiği içindi bu ölümü. Ancak öyle değilmiş inançlarım.
Bedenimin içinde sadece uykuya dalmış halbuki. Bir süre sineye çekilmiş sadece, o kadar…
Kalbim o kadar yorulmuştu ki onu beslemekten tüm kanım çekilmiş ve tüm can damarlarım büzülmüştü.
Bir gün oldu ki…
Evet bir gün bir an hatta sadece…
Bir ses duydum ta derinlerinden göğsümün. Bir tek ses.
Kalbimi hissettim tekrar o anda. Hala yaşadığımı hissettim o anda bedenimin. Ruhumu yüceltmişti o tek bir atışı kalbimin.
O an hissettim dev pençeleri bedenimin her yerinde. Birazcık kanla dolan damarlarımın gerilmesini hissettim. Tüm bedenim acılar içinde yığıldı o anda. Sadece bir tek kalp atışı canlandırmıştı içimdeki canavarı, AŞKI…
Tekrar sömürmeye başladı tüm yaşam enerjimi. Zaten yorgun bedenim çöktü tamamen çaresizce. Zaten yorgun kalbim zorladı yine de canlandırmaya kendini…
O an hissettim ki yapamayacak dayanamayacak bu sefer ve ölecek içindeki tüm yaşam enerjisi de ruhumun…
Asalak canavarların tamamı terk edecek o zaman bu bedeni ve kendine yeni bir kurban seçecekti. Ama o iğrenç suretiyle içimde yaşasa da, parçalasa da tek tek tüm organlarımı, yırtarak göğsümü kanlı pençeleriyle çıksa da gerçek dünyaya o canavar aslında tek kaynağım olmuştu şu anda. Belki de ben asalaktım aslında, sadece onu koruyan bir kalkandım. Belki de sadece bir kaynaktım AŞK denen o en tehlikeli ama en masum canavarı yaşatmak için. Belki de sığınabileceği çok az masum bedenden biriydim. Belki de bu yüzden beni ve bedenimdeki güçsüz de olsa kocaman kalbimi seçmişti canavar. Belki de ölecektim onu sonsuza dek yaşatmak için çırpındıkça ve sonunda o da bedenimi terk edecekti ve lanet dünyanın sahte yaşamlarını süren ve hiç de masum olmayan bir beden bulacaktı kendine yaşamak için ve yaşatmak için AŞKI hala bu leş kokulu dünyada.
Öldüm işte bugün…
Göğsümde çok derinden gelen bir acı… Pençeleriyle yırtarak çıkmaya çalışıyor. Hissedebiliyorum hala ölü bedenimde. Parlayan pençeleri ve kanlı dişleri ardından. Benden alabildiği tüm hayat enerjisi ve yaşama sevincini de yanına alarak çıktı bedenimden işte sonunda. Kanlar içinde yatarken gördüm onu.
Dönüp bana baktı bir kez ve o zaman gördüm gözlerinin ardındaki tüm o güzelliği. O zaman anladım ki o aslında ne bir canavar ne de bir asalaktı. Parlayan gözleri tüm masumluğunun kanıtıydı. Sadece bu kirli dünyada değişmiş, dünya kirlendikçe bu canavar suretinin altına saklanmış bir masum varlıktı AŞK. Ona sahip çıkmayan onu bedeninde tutamayacak kadar kirli ve sahtekar bedenler yüzünden gün ve gün bu surete bürünmüştü…
AŞK masumdu. Ama ben yorulmuştum artık onu taşımaktan ve içten içe eriyerek ölmüştüm. Ama o kendi gibi son masumu öldürmüş ve son bir beden daha ararken AŞKA sahip çıkabilecek, ölmüştü.
Böylece ölmüştü son aşık ve son AŞK….